İmamoğlu operasyonu: Suçlamalar, gerekçeler ve dayanaklar, AKP'nin amacını gösteriyor

AKP hükümeti, soruşturmalarla muhalefetin elini kolunu bağlamaya çalışıyor. Hangi soruşturmanın ne kadarında haklılık payı olup olmadığı bir yana, iktidar kendi hareket alanını genişletmek için türlü usulsüzlüklere başvurup, hukuku çiğniyor.

Haber Merkezi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart sabahı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Soruşturmalarda toplam 106 kişi hakkında gözaltı kararı var. Bu kişilerden İmamoğlu dahil 88'i gözaltında. En son bu sabah hakkında "rüşvet" iddiaları bulunan İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı firari Ertan Yıldız da yakalandı.

'Gizli' yürütülen soruşturma bilgilerini yine yandaşlar paylaşıyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmaları "yolsuzluk" ve "terör" suçlarından başlatıldı. Soruşturmalar gizli yürütüldüğünden henüz savcılığın kamuoyu duyuruları ile yandaş medyaya yansıyan haberler dışında detay bilmek mümkün değil. Gözaltındaki belediye başkanlarının avukatları da bu durumun altını çiziyor.

Avukatlar yandaş basın kuruluşlarından öğrendikleri bilgiler nedeniyle, soruşturma makamlarının kendi aldıkları kısıtlama kararına uymamalarını da eleştiriyor. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın avukatı Hüseyin Ersöz de bu sabah yaptığı açıklamayla, gizlilik kararına itiraz ettiklerini duyurdu.

'Para sayma' görüntülerinden çıkan yolsuzluk suçlaması: Rüşvet, irtikap, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırmak

Başsavcılığın "yolsuzluk" soruşturmasında 100 kişi hakkında gözaltı kararı var. Bu soruşturmada gözaltındaki İmamoğlu “suç örgütü elebaşı” olarak nitelendiriliyor.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, İmamoğlu ve 99 kişinin "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarını işlediği belirtiliyor.

Bu soruşturma, CHP'deki "para sayma" görüntülerine ilişkin soruşturma kapsamında ifade veren tanıkların beyanları üzerine alınan raporların ardından başlatıldı.

Savcılık açıklamasında söz konusu beyanların "İmamoğlu ile çok sayıda kişinin iş adamlarını para vermeye zorladıkları, bazı iş adamları ile hareket ederek haksız kazanç sağladıkları, piyon kişiler üzerinden alım satımlar yaparak suçtan elde ettikleri parayı akladıkları para transfer ve tahsilinde 'gizli kasa' diye tabir edilen sivil kişileri kullandıkları yönünde” olduğu kaydedildi.

Medya AŞ'nin hizmet alımlarında 'naylon fatura' iddiası

İBB şirketleri Medya AŞ ve Kültür AŞ’nin hizmet alımları üzerinden "para aklandığı" iddiasında bulunulan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Örgüt üyelerinin hem kendi üzerlerine hem de SGK'li çalışanlarının üzerlerine kurdukları şirketlerle Büyükşehir Belediyesi iştirakleri olan Medya AŞ, Kültür AŞ'nin hizmet alımı nitelikli işlerine yüksek fiyatlı teklifler vererek sonuç fiyatı kendilerinin belirlemesi suretiyle ederlerinin çok üzerinde işler aldıkları, aldıkları işlerin bir çoğunun tamamlanmadıkları, bir kısmının ise hayali işler olduğu, naylon fatura düzenlemek suretiyle akladıkları paraları kişisel zenginleşmelerinin yanı sıra suç örgütünün faaliyetleri doğrultusunca kullandıkları anlaşılmıştır.”

Şüphelilerin İstanbul'da yaşayan vatandaşların kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde elde ederek "örgütün devamlılığı için kullandıkları” ileri sürülen savcılık açıklamasında “Medya AŞ, Kültür AŞ, KİPTAŞ, İSFALT firmalarından ihale alan örgüt üyelerinin belediyeden aldıkları ilk avans ödemeleriyle ya İmamoğlu'na ait inşaatlara para aktardıkları ya da şirketlerine mal devri yaptıklarının anlaşıldığı" öne sürüldü.

"İBB’den açık ihalelerle iş alan iş adamlarının ödemelerinin yapılmadığının belirlendiği" öne sürülen açıklamada, şöyle devam edildi:

"Tehdit yoluyla elden temin edilen paralar sonrasında ödemelerin yapıldığı, halihazırda aktif olan birçok işyerinden rüşvet talep edildiği, kabul etmeyen mağdurlar hakkında belediye encümenlerinden aldırılan kararla zorla para alınmaya çalışıldığı anlaşılmıştır. Şüphelilerin, 'rüşvet' ve 'irtikap' suçlarıyla elde ettikleri gayrimenkulleri örgüt kasası olarak kullanılan iş adamlarının üzerine alındığı MASAK raporları, vergi uzman incelemeleri, tanık beyanları ve diğer delillerle tespit edilmiştir.”

Başsavcılığın açıklamasında Ekrem İmamoğlu "suç örgütü elebaşı", Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş, Ertan Ertan ve bu şüphelilerle bağlantılı 95 kişiyse "örgüt yöneticisi" olarak nitelendirildi.

gozalti

3 gündür pek çok kentte yüz binlerce kişi sokağa çıktı. Eylemlerde "Hükümet istifa", "Tayyip istifa", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz" sloganları atılıyor.

'Yolsuzluk dosyası CHP'den saçıldı' iddiası

İktidar cephesi özellikle yolsuzluk suçlamaları ve bu suçlamalara muhalefetin sessizliği üzerinden gidiyor.

Dün partisi adına açıklama yapan AKP Sözcüsü Ömer Çelik, ısrarla "dosyalar hakkında bilgilerinin olmadığını" savundu. Bunu yaparken de, "Özel'den kamuoyunun beklediği şey bunu CHP-AK Parti tartışmasına çevirmek yerine, tüm bu iddialara cevap verecek. Bu iddialar ispatlanırsa istifa ederim diyebiliyor mu?" diyerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den yanıt beklediklerini ifade etti.

Bu açıklamadan hemen sonra AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuyla ilgili sessizliğini bozdu ve İBB'ye yönelik operasyona dair "Bu bilgi ve belgelerin çoğunun bizzat kendi partilileri tarafından yargıya aktarıldığının da farkındalar" diye konuştu. Erdoğan, "CHP'si, medyası ve diğer yapılarıyla muhalefet tarafı gerek diploma gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap vermiyorlar, veremiyorlar" dedi.

Öteden beri belediyelerde yolsuzluk, adam kayırma, kendi yandaşına ihale verme, iş yaptırma dahil yolsuzluk sayılabilecek pek çok başlıkta her partinin kendi çıkarı doğrultusunda adım attığı biliniyor. Buna CHP'li belediyeler de dahil. Özel ve CHP'den de soruşturmaların bu kısmıyla ilgili henüz net bir yanıt verilebilmiş değil. Şimdiye kadar İBB'den suçlamaların basına yansıyabilen kısmının bir bölümüne yapılan açıklamalar mevcut.

Kent uzlaşısı üzerinden yapılan 'terör' suçlaması

Bir diğer suçlama ise “kent uzlaşısı”na yönelik sürdürülen soruşturma kapsamında oldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İBB Başkanı İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve Şişli Belediye Başkanı Resul Ekrem Şahan dahil 7 kişi hakkında bu soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.

“Kent uzlaşısı” DEM Parti’nin 31 Mart 2024’teki yerel seçimlerde gündeme getirdiği seçim stratejisiydi. DEM Parti’nin bu stratejisi “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyordu. 

DEM Parti bu kapsamda Türkiye’nin batısında bazı il ve ilçelerde aday çıkarmayarak CHP’nin adaylarını desteklemişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da daha önce “kent uzlaşısını” gerekçe göstererek “terör” soruşturması başlatmış ve 11 Şubat’ta İstanbul’daki 9 CHP’li ilçe belediyesine yönelik operasyonda çok sayıda belediye başkan yardımcısı ve belediye meclis üyesini gözaltına almıştı.

Gözaltında alınanlardan 10 kişi iki gün sonra tutuklanmıştı. Tutuklananlar arasında CHP'li Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları C.Y ile L.G'nin yanı sıra Üsküdar Belediye Meclis Üyesi B.K, Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi E.G., Fatih Belediye Meclis Üyesi G.A, Tuzla Belediye Meclis Üyesi H.Ö., Adalar Belediye Meclis Üyesi N.A., Şişli Belediye Meclis Üyesi S.G., Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi T.Ş. de bulunuyordu.

'Kürtlerin' belediyede söz sahibi olması suç sayıldı

Başsavcılık bu operasyonla ilgili basına yansıyan açıklamasında skandal bir ifadeye yer vermişti.

“Kent uzlaşısı” stratejisini tanımlanırken bu politikayla “batı il ve ilçelerindeki Kürtlerin, belediyeleri kazanamasalar da uzlaşılacak ve desteklenecek aday karşılığında” yerel yönetimlerde yer almalarının amaçlandığını belirtildi. Başsavcılık “Kürtler” ifadesini “terör örgütü”yle aynı anlamda kullanırken Kürt nüfusun belediyelerde söz sahibi olmasının amaçlanmasınıysa bir suç gibi yansıtmıştı.

Başsavcılığın “PKK/KCK” tarafından hayata geçirildiğini öne sürdüğü “kent uzlaşısı”na yönelik ilk hamlesi Ekim 2024’te görevden alınıp “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla tutuklanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e yapılan operasyon olmuştu.

Ahmet Özer hakkında 22 Şubat’ta hazırlanan ve gizli tanık ifadelerine dayandırılan iddianamede ise Özer'in “PKK/KCK’nin üst düzey yöneticileri tarafından açıklanan 'kent uzlaşısı' stratejisi kapsamında batı illerinde bulunan belediyelerden Esenyurt Belediyesinde görev almak üzere görevlendirildiği” iddia edilmişti.

İddianamede, Özer’in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılması talep edilmişti.

Savcılık CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarınınsa “terörle iltisaklı” olduğunu öne sürerken, İBB iştiraki olan İstanbul Planlama Ajansı ve BİMTAŞ bünyesinde “terör örgütü mensupları ve sempatizanları”nın işe alındığını iddia etti.

Yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerinin İmamoğlu’nun onayıyla belirlendiği kaydedilen açıklamada İmamoğlu ve 6 ismin bu nedenle “kent uzlaşısı faaliyetine” bilerek katıldıkları gerekçesiyle “PKK/KCK terör örgütüne yardım etme” suçunu işledikleri iddia edildi.

Kreş soruşturması

İmamoğlu hakkında bu soruşturmalar dışında bir kısmı yargılama aşamasında olan pek çok dosya yer alıyor. Bu sabah soruşturmalara bir yenisi eklendi. 

Gözaltındaki İBB Başkanı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, İmamoğlu hakkında bir "kreş" soruşturması başlatıldı. Belediyenin açtığı kreşler daha önce tartışma konusu olmuştu.

Paylaşımda İmamoğlu, "Kreş açtığım için hakkımda soruşturma açılmış. İfade vermek isterdim ama şu an gözaltındayım, yoksa seve seve bu şehrin çocukları için yaptığımız kreşleri tüm gücümle savunurdum. Kreş açma suçunu işlemeye devam edeceğiz. Geleceğimiz olan evlatlarımızın kreşlerini de milletimize emanet ediyorum" ifadelerini kullandı.